Montessori Eğitim sistemi'nde ceza ve ödül yok

Klasik Anaokulu eğitimi mi, Maria Montessori eğitimi mi? Özel Yeni Çocuk Montessori Anaokulu’nun kurucusu Emel Taşçı Montessori Eğitimi’ni insanhaber.com'a anlattı.

 İNSANHABER.COM (ÖZEL)-   “21’inci yüzyıl başlarında çocuğun ‘bireyselliği’ni fark ederek buna uygun bir eğitim modeli geliştiren Dr. Maria Montessori’ye göre çocukların bedensel, entellektüel ve duygusal potansiyeline tam olarak ulaşması için özgürlüğe ihtiyacı vardır. Ama bu özgürlük, düzen ve özdisiplin yoluyla erişilecek bir özgürlük olmalıdır. “

 

Bugün dünyada 76 ülkede binlerce okulda uygulanan ve başarılı sonuçlar vermeye devam eden Montessori Eğitim Yöntemi’ni insanhaber.com olarak sizler için araştırdık. Aslında derin bir felsefeye dayanan Montessori Eğitimi’nin çocukları yaşama nasıl hazırladığını daha iyi anlamak istedik. Ve bu yöntemi uygulayan Özel Yeni Çocuk Montessori Anaokulu’nun kurucusu Emel Taşçı ile biraraya geldik.   
 

 

 
Emel Hanım, Montessori Eğitim sistemi ile nasıl tanıştınız? 
 
Yaklaşık 20 yıl önce farklı bir kurumda çalışırken Amerika St. Antonio’da bir üniversite açılışına davet edildik. Bu davette anaokulu bölümlerini de gezme fırsatı bulduk. O zaman anaokulu kavramı dendiği zaman çocukların hoşça vakit geçirdiği, oyuncakların bol olduğu ortamlar biliyoruz biz. Montessori kelimesini bile duymamıştık o günlerde. Çocuklar son derece düzenli, ellerinde materyaller var ve karmaşa yaşanmıyordu. Üniversite gezisini bırakıp o sistemle ilgilenmeye başladık. Sonra Türkiye’ye dönüp araştırmalara başladık. Atatürk’ün vasiyetinin de Türkiye’ye Montessori eğitimi getirmek olduğunu gördük. Amerika ile bağlantılar kurup eğitmenler bulduk.
 
Bize Montessori eğitim sisteminin felsefesini anlatır mısınız?
 
Maria Montessori, bu yöntemin en kısa ama en özlü açıklamasını, “Çocuklara önceden hazırlanmış bir çevrede özgürlük tanımak” şeklinde ifade eder. Montessori sınıflarında, ilk olarak çocuğu zorlama yerine çocuğun öğrenme zevkini kendisinin yaşaması sağlanır. İkinci olarak da çocuğun öğrenme mekanizmasını mükelleştirmeye yardımcı olunur. Sistem, çocuğun doğal büyümesine ve gelişmesine uygun, ancak henüz yapmaya hazır olmadığı şeyleri yapmasına izin vermeyen bir sistemdir. Kısacası bu eğitim sistemi yaşam için bir hazırlıktır. 
 
Anaokullarında verilen klasik eğitim sistemi ile karşılaştırdığınızda çocuklar üzerindeki en belirgin farklılıklar nelerdir?
 
Montessori okullarında çocuklar başarısızlık duygusunu tatmazlar çünkü diğer çocuklarla kıyaslanmazlar, rekabet yoktur, bireysel ve grupla verimli olarak çalışma alışkanlığı kazanırlar. Öğrenme uğruna öğrenirler çünkü ödül ve ceza yoktur, çocuklarda öz disiplin gelişir çünkü dış disiplin yöntemleri uygulanmaz, kendi öz gelişimleri için çabalarlar.  Montessori sınıfında, ‘evcilik’ anlayışı yerine, her davranışın gerektirdiği gerçek materyallerle ‘çalışmak’ ön plandadır. Atatürk’ün kurduğu köy enstitüleri de Montessori mantığında kurulmuş okullardır. Oradaki çocuklar binalarını kendileri yapar, tarlalarını kendilerini biçer. Oradan mezun olup Türkiye’nin her tarafına dağılan başöğretmen dediğimiz öğretmenlerdir. Her işi kendileri yaptıkları için yapılan işin değerinin ne olduğunu bilirler. Örneğin; bir Montessori öğrencisi üç yıllık eğitimi düzenli bir şekilde almışsa zihinsel olarak dört işlemi yapabilir düzeyde mezun oluyor ama hiçbirinin adının toplama bölme olduğunu bilmiyor. Yine Montessori eğitiminde konu başlığı yoktur. Sana şimdi toplamayı öğretiyorum diye bir cümle yoktur, zaten öğretmen öğretmiyordur.
 
Ne yapıyor peki öğretmen?
 
Öğretmeni sadece ona yardımcı oluyor. Maria Montessori diyor ki çocuk der ki; “bana bunu kendim yapabilmem için yardım et”  Öğretmen yardımcı oluyor ama öğretmen sınıfta gölge de değil.  Evet öğretmen sınıfta duruşuyla öğrenciye müdahale etmeyendir ama çocuğa ilk konuyu aktaran kişi yine öğretmendir.  Böyle tahtasız tebeşirsiz öğretmene son gibi sloganlara  karşıyız. Öğretmen var, herşeyden önce rol model. Öğretmen çocuğa şu mesajı veriyor; “sen öğrenmek isteyip birşeyi merak ettiğinde ben öğrenme duygunu, merak duygunu gidermende sana yardımcıyım.”
 
Bu sistem neden Türkiye’de bu kadar gözardı edilmiş? 20 yıl öncesine kadar bu sistemi uygulayan eğitim kurumları yok muydu? 
 
Hiç yoktu. Bilinen hiçbir kurumda bunu görmedik. Yurtdışında yaşamış bazı ailelerin çocukları Montessori eğitmeni diploması almışlardı ama Türkiye’de hiç bilinmiyordu. Amerika’dan bir uzman getirdik. Bizimle 1.5 yıl yaşadı  ve öğretmenlerimizi eğitti. Çünkü üniversitelerimizde böyle bir ders bile yok. Bazen dipnot şeklinde eğitim sistem ve materyallerinden bahsederken geçebiliyor sadece ama kimsenin aklında kalmış birşey değil. Materyalleri getirttik, öğretmenlerimizi eğittik. Şimdi ben 18 yıl öncesine geri döndüğümde görüyorum ki  o zaman yürümeyi bırakın, emeklemiyormuşuz bile...  Sistem ancak 5 yılda kendini gösteriyor, öğretmenler tam anlamıyla Montessori felsefesine hakim oluyor. Bu sistemin iki özelliği var, materyal kullanımı ve felsefe bölümü. Materyal kullanımını öğretmenle 6 ayda çözebilirsiniz fakat felsefe kısmını anlamak uzun sürer.  Onu algılamak için bireysel çalışmak gerekiyor. 
Montessori sınıflarında hangi yaş guruplarında çocuklar birarada oluyor?
 
Montessori sınıfı farklı yaş gruplarını içerir. Genellikle 2 buçuk  6 yaş aralığındaki çocuklar bir sınıfa yerleştirilir. Böylece çocuk okula ilk başladığında kendisinden yaşça büyük deneyimli çocuklardan öğrenme olanağı bulur. Daha sonrasında ise, edindiği bilgiler ışığında, beceri kazandığı konularda, daha az deneyimli olan çocuklara yardımcı olur. Böylece, çok sayıda değişik kişilerle sosyal yönden ilişki kurmayı öğrenir. Biz annelere eğer imkanları varsa 3 yaşına kadar çocuklarına kendilerinin bakmasını öneriyoruz. Ancak 18 aylıktan itibaren de oyun guruplarına katılmalarında fayda görüyoruz. 18 aylık çocuklarımız oyun grublarımıza katılıyor. Fakat bizde oyunlarını da Montessori materyalleri ile oynuyorlar. Bu materyaller hem onları eğlendiriyor hem de zihinsel gelişimlerini sağlıyor.  
 
Montessori sınıflarından bahsederken, ‘hazırlanmış çevre’ kavramını kullanıyorsunuz. Nedir bu hazırlanmış çevre?
 
Belirli bir düzenin olduğu, çocukların kendi hızlarında ve kendi kapasitelerine göre öğrenebildikleri, rekabetsiz bir ortamdır. Çocuk başarılı olmak için birçok olanak elde eder. Bir Montessori sınıfında çocuk, özel tasarlanmış materyalleri kullanarak kendi kendisine öğretir. Bunlar cazip, basit ve çocuğun boyuna uygun materyallerdir. Bu hazırlanmış çevrede çocuk, kendi başına ve başkalarıyla birlikte çalışmayı öğrenir. Nasıl çalışacağının seçimini kendisi yapar. Montessori sınıfı, çocuğun yetişkin baskısı olmadan kendisini özgür hissettiği ve dünyasını keşfedip, kendi zihnini ve bedenini geliştrebildiği cazip bir ortamdır. Kısacası Montessori çevresi, çocuğun öğretmenidir. 

“Eğitim içinizden gelen bir istek ve bambaşka bir dünyadır”

 

Yani Türkiye’de Montessori Eğitimi’ni ilk olarak siz uyguladınız. Öyle değil mi? 
 
Evet. Okulu ilk Tarabya’da kurduk. Daha önce başka bir kurum içindeydik, 7 yıl önce Yeni Çocuk olarak yolumuza bağımsız devam etme kararı aldık. Yeni Çocuk, İndigo’nun Türkçe karşılıklarından biridir ve Maria Montessori kendi yaptığı araştırmaları sonucu “ben yeni çocuğu keşfettim” der. Eğitim içinizden gelen bir istek ve bambaşka bir dünyadır. Biz de çocukları geleceğe hazırlarken, onlar için en iyi olanı yapmaya çalışıyoruz. 
Sizce, biz çocuk yetiştirirken nerede hata yapıyoruz? 
Türk ailesinin en büyük hatası fazla korumacı olmasıdır. Montessori der ki; “eğitimin nihai hedefi, çocuğu yetişkinden bağımsız hale getirmektir.” Çocuk kendi hayatını devam ettirebilecek ama aile değerleri de yok olmayacak. Nasıl biz bugün evlatlarımızı kaybetme korkusu yaşıyorsak, biz de onların hayatlarından bir anda çıkabiliriz. İşte o anda bizim evlatlarımız yaşamlarını devam ettirmek zorunda. Eğitimin de gerçek hedefi budur. “Ben bağımsızım. Bağımlı değil, bağlıyım. O zaman hayatıma devam edebilirim.” 

 

Şu ana kadar kaç çocuk mezun ettiniz ve bu konuda uzman kaç eğitmeniniz var?
 
İlk 10 yılda 200 öğrenci, son 7 yılda Yeni Çocuk bünyesinde ise 420 öğrencimiz mezun oldu. İki okulumuzda toplam 23 eğitmenimiz var. 17 yıl önce eğitim verdiğimiz Montessori öğretmenlerimiz hala bizimle, artık uzman konumundalar. Yeni gelen öğretmenlerimiz 2 yıl boyunca uzmanlarımızın yanında yardımcı öğretmen olarak görev yapıyorlar. Hem de yazın seminerlere katılıyorlar. 2 yılın sonunda hem materyal kullanımı hem de felsefe açısından o noktaya geldiklerine inanıyorsak yeni sınıf veriyoruz. 
Öğretmenlerinizin de eğitimi sürekli devam ediyor öyleyse?
Sürekli var. Öyle bir sistem ki, sürekli güncelleniyor, yeni materyaller çıkartılıyor. Teknoloji gelişiyor, zaman ve kavramlar değişiyor. Bununla ilgili Uluslararası Montessori Birliği’nden sürekli yeni değişimleri alıyoruz. Montessori eğitiminin bir hazır materyal grubu, bir de öğretmenin hazırlayacağı grup var. Yani, öğetmen bir yandan da materyal hazırlamada da uzman oluyor. 
 
Bütün eğitmenleriniz Türk mü, yabancı olanlarda  var mı?
 
Bir Almanya’da doğup Montessori eğitimini almış, Türk fakat ana dilini az bilen bir İngilizce eğitmenimiz, İtalyanca ve İngilizcesi ana dili gibi olan İtalya’da doğmuş bir Türk  eğitmenimiz, bir de Filipinli bir uzmanımız var. 
 
Velilerin de bu sistemi iyi anlaşmış olması ve bu felsefeyle çocuklarını yetiştirmesi gerekmez mi?
 
Ben velilerimize hep şunu söylüyorum, bu sisteme inanıyorsanız çocuğunuzu bize teslim edin. Biz size destek ve yardımcıyız. Buradaki uygulama farklı evdeki uygulama farklı olunca çocuk hangisine uyacağı konusunca ciddi problem yaşıyor ve agresifleşiyor. 
 
Çocuk Montessoriden mezun olup, ilköğretim hayatına başladığında değişen eğitim sisteminden dolayı sorun yaşıyor mu?
 
Hiç yaşamıyor çünkü Montessori sistemi kültürlere en uyumlu olan eğitim sistemidir. Her eğitim sistemine uyar.  Çünkü biz çocuğa aslında bilinci, sorumluluk duygusunu veriyoruz ve zihinsel gelişimini tamamlıyoruz. Çocuk bizden sonra hangi sistem içine girerse girsin, sistemle kavga etmemeyi bilir. Sorumluluk duygusunu bilen, zihinsel gelişimini tamamlamış, öğreneceği konuların temeli sağlam bir şekilde atılmış öğrencilerin gittiği okullarda çocuklar önde başlayacaktır.
 
Montessori sınıfında çocuklar için hazırlanmış çevre
 
Pratik yaşam alanı: Bu alanda çocuklar sebze soymak, bulaşık yıkamak, ayakkabı parlatmak gibi işleri yapabiliyor. Çünkü yetişkinlere doğal gelen bu tür işlerin küçük bir çocuk için özel bir yanı var. Çocuklar çalışmalardaki sıralamayı takip ettikçe detaylara da dikkat etmeyi öğreniyorlar.
 
Duyusal alan: Çocuklar bu alanda, farklı yükseklikleri, genişlikleri, derinlikleri, ağırlıkalrı, renkleri, sesleri, kokuları, tatları, şekilleri ve dokuları ayırt etmeyei kavrıyor. Kullanılan duyusal materyaller  çocuklara sınıflandırmayı ve eski bilgileri ile yeni öğrendikleri arasındaki ilişkiyi kurmayı öğretiyor. 

Matematik alanı: Çocuklar, somut matematik materyallerini bir araya getirerek, ayrıştırarak, bölüştürerek, sayarak, karşılaştırarak matematiğin temel işlevlerini ortaya çıkarıyorlar.  Bir Montessori sınıfında çocuklar asla toplama, çıkartma kurallarını veya çarpım tablosunu ezberlemiyor. Fakat bu işlemlerin hepsini yapabiliyor. 

Dil alanı: Çocuklar, alfabedeki harflerin isimlerini öğrenmeden önce seslerini öğreniyorlar. Önce 2 ya da 3 sesten oluşan kelimelerle başlarlar ve yavaş yavaş daha uzun kelimelere geçerler. Sesleri öğrendikten sonra, artık her yeni kelime onları cezbeder. Asla belli sayıda kelime okumaları için sınırlandırılmazlar. 

Mine Karaman